Ünlülerin Yemek Sırları Bu Kitapta

CNN Türk’teki gurme programından ve Hürriyet gazetesindeki yemek sohbeti tadındaki yazılarından tanıdığımız ünlü gurme yazar Mehmet Yaşin, Yemek Sırları kitabında Hürriyet gazetesinde ünlülerle yaptığı röportajlara yer veriyor.

Mehmet Yaşin, ünlülere yemek alışkanlıklarını, en çok sevdikleri yemekleri, en beğendikleri mekânları soruyor ve onların hiç bilinmeyen yönlerini okurlarla paylaşıyor. Gazete sayfalarına sığmayan yemek sırları bu kitapta kendine yer buluyor.

Yazıları, TV programları ve kitaplarıyla ülkemizde yemek kültürünün gelişimine katkıda bulunan Mehmet Yaşin’in Yemek Sırları’nda iş, sanat, basın dünyasından tanınmış isimler yer alıyor.

Ali Poyrazoğlu’nun usta bir aşçı olduğunu, Betül Mardin’in yemek tutkunu ailesini, Doğan Hızlan’dan ıstanbul’un ilk lokantalarını, Elif şafak’ın yazarken ilham aldığı yemek kültürünü, Erdil Yaşaroğlu’nun anlatımıyla bir karikatüristin nasıl beslendiğini, Hülya Avşar’ın mutfak maceralarını, Leman Sam’ın organik besin tutkusunu, Mehmet Gürs’ün aşçılık serüvenini, Mesut Yar’ın zayıflama yöntemlerini, Metin Akpınar’ın buğulama tarifini, Müjdat Gezen’in kendisiyle birlikte sofraya oturan dört köpeğini, Nazlı Ilıcak’ın cezaevindeyken şap konulduğu için hiç ekmek yememesini, Selim ıleri’nin edebiyat dünyasından meyhane arkadaşlarını, Seyfi Dursunoğlu’nun hijyen merakını, Tuncel Kurtiz’in dil bilmediği için ıtalya’da nasıl dilsiz rolü oynadığını, Zülfü Livaneli’nin Yaşar Kemal’le her buluşmasında Çin yemeği yemesinin hikâyesini ve daha birçok ünlünün yemek maceralarını büyük bir keyifle okuyacaksınız. Kitapta okurları bekleyen bir başka sürpriz ise bu ünlü isimlerin verdiği yemek tarifleri. Deneyin, pişman olmayacaksınız.

Kitapta sizi bekleyen bir başka sürpriz ise bu ünlü isimlerin verdiği yemek tarifleri. Mutlaka denemek gerekiyor!

Mehmet Yaşin - “Yemek Sırları”

CEM YILMAZ

Karikatürcüler bildiğim kadarıyla düzgün beslenmez, Leman döneminde siz nasıl besleniyordunuz?

Orada beslenme genelde manevi oluyordu. Benim çalıştığım dönemde dergi Beyoğlu’na taşınmıştı, Allahtan birazcık olsun çeşitlilik vardı. Amma velakin saatlerimiz yemek saatiyle uygun düşmüyordu. Doktorlar “Akşam dokuzdan sonra bir şey yemeyin, tehlikelidir” derler ya, bizim dokuzdan sonra yemek yemememiz halinde ölmemiz söz konusu oldu. Genelde dışarıdan siparişler veriyorduk. Karikatür maceram, çömezlikten kalfalığa geçerken sonlandığı için, dergide ziyafetler olduysa da benim haberim olmadı. Bazen 48 saat bir şey yenmediğini, ardından kişi başına düşen 15-20 lahmacunun bitirildiğini hatırlıyorum. Sabahları pudra şekerli Kürt böreği vardı, gece geç saatte bumbar yerdik. Bize pahalı gelmesine rağmen bazen Hacı Abdullah günlerimiz de oluyordu. Maaşın alındığı zamanlardı bunlar ve ayın 5-6’sına kadar Hacı Abdullah’tan yiyebiliyorduk. Para bittikten sonra, kedi etinden lahmacuna doğru gidiyorduk.

ıyi yemek pişiren insanlardan etkilenir misiniz?

Elbette… Eloğlunun barbekü, bizim mangal dediğimiz olayda, mangalın başında duran adama hem hayranlığım hem de kızgınlığım vardır. Çünkü bize pişirir yedir ama finalde en çok ve etin en güzelini o yer. Bu detay beni çok düşündürüyor. Arkadaşlarla yakın zamanda barbekü muhabbeti oldu, “En iyisi, kömürlü mü, tüplü mü?” tartışması çıktı. Bazı arkadaşlar, “Izgarada kömür kokusu olmazsa olur mu, ama zahmeti var” dediler. Tüpçüler işi sağlık yanından aldılar. Bir ara tüpçüler ile kömürcüler kavga etti. Üzülerek gördüm ki ben tüpçü sınıfına giriyorum, kolaycılardanım yani.

Tok olsanız da "hayır" demeyeceğiniz yiyecek var mı?

Bizim gibi çabuk kilo alabilen insanların bir bahanesi vardır, “Arada bir şey atacaksın ki metabolizma hızlansın.” Sağlıklı beslenme gayreti içerisindeyken bu çılgınlıkları yapmıyorum. Ne yazık ki rejim yaparken hamur işinden ya da en basit haliyle ekmekten kaçma meselesi oluyor. Ne kadar doğru bilmiyorum ama daha biz ekmeksiz doyma meselesini atlatamadık. Tok olsam da bir dilim baklava götürürüm.

Bu Yazılar da İlginizi Çekebilir
şipşak Freud

Doğan Kitap’ın “şipşak” dizisi kültürel hayatımızın vazgeçilmez ikonlarını haline gelen isimlerin eserlerini ve düşüncelerini “hap yutar” gibi içinize sindirebileceğiniz kitaplardan oluşuyor.

27 Mayıs’tan Geriye Kalanlar: Elli Kelime

27 Mayıs’ın en kara günlerinde, Yassıada’nın taş duvarları ardında elli kelimelik mektuplar yazılıyor, elli kelimelik mektuplar bekleniyordu. Çünkü “onları orada tutan güç” yalnız buna izin veriyordu.

Ergenlerle İletişim Sanatı
+
Ergenlerle İletişim Sanatı

Çocukları ergenlik döneminde olan ebeveynler için aydınlatıcı bir rehber...