Sosyal Medya İlgi İhtiyacımızı Nasıl Besliyor?

Sosyal Medya İlgi İhtiyacımızı Nasıl Besliyor?

Dünyadaki yetişkinlerin %62'si, olumlu sosyal medya geri bildiriminin özgüvenlerini yükselttiğini söylüyor.

Bencil bir adam Instagram'a katıldığında bir sorunla karşılaştı: Arkadaşlarının gönderdiği şeylere bakmadığı ve onları “beğenmediği” için arkadaşları onun kendilerini adam yerine koymadığını düşündü. Daily Dot’a konuşan Rameet Chawla “ben sadece çaktırmadan hava atmak için Instagram’a veya Facebook’a giriyorum" diyor. “Başkalarının bilgilerini tüketmiyorum.” Sonuçta bir programcı olan Chawla kendi yayına girip takip ettiği tüm kişilerin gönderdiği tüm resimleri otomatik olarak beğenen bir bot oluşturdu. Sonuç: Instagram'da inanılmaz derecede popüler oldu. Takipçi sayısı bir anda fırladı. Resimleri daha sık beğenilir oldu. Neticede öyle bir Instagram ünlüsü oldu ki sokakta birisi onu durdurup Instagram mükemmelliğine methiyeler düzdü.

“Bence insanlar bu beğenme olayına gereğinden fazla önem veriyor" diyor. “ınsanlar bağımlı. Deneyimlediğimiz şeyler yoksunluk semptomları. Bu ilaca öylesine bağımlı olmuşuz ki ilaçtan tek bir doz almak bile acayip reaksiyonlar ortaya çıkarıyor.” Chawla bir sosyal medya gönderisinin popülerliğinin tavan yapmasını izlemeyi kokain içmekle kıyaslıyor.  

Metafor dramatik olabilir ama yine de enteresan benzerlikler var. Dünya çapında yüzde 62 oranında yetişkinin olumlu sosyal medya geri bildirimi sonrası kendine güven duygusunun düzeldiğine işaret eden 2014 Ford tüketici trendi raporu bunu "Kibir şovmenliği gibi görünen belki de o şekilde başlayan şeyin artık genel kabul görmesi için yoğun bir talep var" diyerek kuramsallaştırıyor. The Wall Street Journal’dan Tom Gara “Sanal karakterimizin gerçek karakterimizden daha muhtaç durumda olduğunu" düşünüyor. ıki hafta önce Tayland Akıl Sağlığı Departmanı genç yetişkinlerin beğenme bağımlılığı ile beğenilmeyen 'selfie'lerin beğenme bağımlısı dimağlar üzerindeki sağlığa zararlı etkileri hakkında bir uyarı yayımladı:

Bu kişiler kendi selfie'leri için bekledikleri oranda ‘beğeni' almazlarsa yenisini göndermeye karar veriyor ama yine de iyi bir yanıt alamıyorlar. Bu durum onların düşüncelerini etkileyebilmektedir. Kişiler kendilerine güven duygularını kaybedebilmekte ve, örneğin kendilerini veya vücutlarını beğenmeme gibi, kendileri hakkında olumsuz tavırlar takınabilmektedir. Bu durum yeni kuşak lider sayısının azalmasına sebebiyet vermek suretiyle gelecekte ülkenin gelişmesine zarar verebilir.  Bu aynı zamanda ülkenin yaratıcılık ve yenilikçiliğine de köstek olacaktır.

Dijital medyada çalışan bir arkadaşım geçenlerde “Twitter aktivitelerini devamlı olarak takip ettiğini” itiraf etti. “Telefonumda Retweetler ve favoriler için gece saat 1'e kadar anlık bildirimler açık oluyor, o saatten sonra saat sabah 7'ye kadar telefonun titrememesi için TweetBot programını açıyorum. Bu bende bir nevi Pavlov'un köpeği tepkisi oluşturuyor.” Pavlov'un köpeğinin ağzı zil sesini duyduğunda sulandığına göre bir beğenme bağımlısı telefonuna mesaj geldiğinde ne yapar? “Tabii ki eli telefonuna gider.  Fakat burada da kesin bir dopamin alıcısı devreye giriyordur."

Arkadaşım bir şeyi tweetledikten hemen sonra anında tepkileri izlemek için TweetDeck'in "etkileşim" sütununa giriyor.  “Bu bir alışkanlık: Tweet at ve sonra aşağı inip tweet'in beğenilmesi için ne kadar süre geçtiğine bak.”  Peki ya kimse tweet'ini beğenmezse? “Gerçek anlamda hayal kırıklığıdır bu.  Ama anında bir tepki geldiğinde harika bir başarı hissi yaşarsınız.” Arkadaşım internete düşen bir haber şakasına anında link vererek 1042 kere retweet edilip 444 kere favorilere eklenen en popüler tweet'ini muhabbetle hatırlıyor.  (MyTopTweet.com sitesine yapılan ziyaret bunun en iyi şahsi tweet'i olduğunu doğruluyor) “O anda kafam güzeldi ve o tweet'i düşünmeden yazdım” diye hayıflanıyor.  Herkesin onu kafası dumanlıyken daha çok beğendiği gerçeği sersemleticiydi – bu lisedeyken sınıfın ağır abileriyle birlikte arka bahçede bir veya iki kez esrar içip lisenin geri kalan yıllarını bu deneyimi tekrarlamaya çalışmak şeklinde tezahür eden güvensizlik hissi sarmalından farklı bir şey değildi.  

Bir başka arkadaşım “hashtag'leri nadiren kullandığını" itiraf etti; “ama bir gün rastgele bir hashtag kullandım ve bir anda tanımadığım kişilerden bir sürü favoriler ve retweetler gelmeye başladı, sanki bir şifreyi çözmüş gibi hissettim. Süper bir duyguydu bu!”  Bir saatin sonunda retweetçiler ile favorilerine ekleyenlerin listesini inceleyip şaşkınlık içerisinde isimleri, avatarları ve takipçi sayılarını gördüğünde tweet'inin retweet ve favori sayısının "10 katından fazla" olduğunu hesapladı. Tweet popülerlikte zirve yaptığında (52 retweet ve 52 favori) “heyecana kapıldım.” Arkadaşım deneyimi Angry Birds oyununda üç yıldız almaya benzetti.

Beğenme bağımlılığı hakkında konuştuğum herkes bu durumdan utandığını itiraf ediyor ama sonrasında kendilerinden daha beter durumda olduğunu düşündükleri bağımlıların isimlerini vererek utançlarından sıyrılmaya çalışıyorlardı.  Daha sonra retweet sayısını arttırmak ve beğenmeniz için size Facebook gönderi linkleri atan veya 3 farklı cümle gösterip hangisi daha komikse onu tweet'leyeyim diye soran kişilerin hikayelerini anlattı.  Birlikte planlanmış bir sosyal medya beğenme çabasına dahil olmak çirkin bir kızın Mezuniyet Balosu Kraliçesi olmak için bir kampanya düzenlemesine benzer. Daha güzel kızların sizi geçeceğini biliyorsunuz ve bunu kendiliğinden rahatlıkla yaptıklarında kendinizi her zamankinden daha çirkin ve yalnız hissediyorsunuz. 

Yalnızlık Beğeni Bağımlılığında Bir Rol Oynuyor Mu?

Sevgilisinden ayrılan bir arkadaş “Normalde SMS'le göndereceğim şeyleri tweetliyordum" diyor. Sevgilinizi kaybetmenin yarattığı en büyük boşluklardan biri iletişimdir; her tür sıkıntı, güçlük ve saçmasapan fotoğraflarınızı paylaştığınız kişiyi kaybetmek yerini sosyal medyanın doldurduğu bir boşluk oluşturuyor. Benzer şekilde, Facebook'un yakın zamanda ortaya koyduğu bulguya göre, bekar bir kişi ilişkiye girdiğinde Facebook faaliyetlerinin oranı istikrarlı bir şekilde azalmaktadır.  Dahası yaptıkları etkileşimler “nefret”, “incitme” ve “kötü” gibi olumsuz duygulardan ziyade daha çok “sevgi”, “güzel” ve “mutlu” gibi olumlu duyguları ifade etme eğilimi göstermektedir.  Sosyal medya tanıdıklardan ve yabancılardan geri bildirim almak suretiyle yalnızlar için bir teselli ve cennet olabilir. 

Ama elbette kuralın istisnaları da yok değildir.  Twitalyzer ile tweetlerimin son altı aydaki sayısını takip ettiğimde tweet'lerimin ayrılık sonrası durma noktasına geldiğini ama aşk hayatım düzeldikten sonra toparlandığını fark ettim.  Sanırım bunun nedeni sosyal medyada mutlulukla hava atmanın binlerce yolu varken yenilgiyi ifade etmek için çok az yolun olmasıdır; çaktırmadan hava atmak yaşadığınız gururu önemsizmiş gibi gösterebilirken, tarifsiz bir keder feryadını yumuşatacak doğal bir tabir bulunmamaktadır. 

Bağımlılık her ne kadar utanç verici olursa olsun aramızda kim şimdiye kadar beğenilmek, gerçekten beğenilmek, sadece bir sefer için her zamankinden daha fazla beğenilmek istememiştir? Veya bir zamanlar beğenilmiş olmanın verdiği korkunç boşluk ve sonrasında beğenilmemekten de daha beter bir duygu olan ilgisizlikle yüzleşmemiştir?

 

Kaynak: NYmag

Bu Yazılar da İlginizi Çekebilir
Panik Atak Geçirmek Ne Hissettiriyor?
+
Panik Atak Geçirmek Ne Hissettiriyor?

Son birkaç yılda panik atak geçirmeye başladım ve hayatında hiç panik atak geçirmemiş birine panik atağın ne hissettirdiğini açıklamanın, göründüğünden çok daha zor olduğunu anladım.

Genç Kızlar İçin Büyük Tehdit: Skolyoz
+
Genç Kızlar İçin Büyük Tehdit: Skolyoz

Başlangıçta sadece kozmetik açıdan sıkıntı verip, ilerleyen dönemlerde ise akciğer ve bağırsaklara baskı yapabilen skolyoz, omurga eğriliği olarak bilinmekte ve kuvvetli teori ile genetiktir.

Sorunun Değil Çözümün Parçası Olmak: Pozitif Düşünmenin Yararları
+
Sorunun Değil Çözümün Parçası Olmak: Pozitif Düşünmenin Yararları

‘Çözümün bir parçası olmayan herkes sorunun bir parçasıdır’ der eskiler...