Panik Atağınızı Kontrol Edebilirsiniz

Panik Atağınızı Kontrol Edebilirsiniz

Diyelim ki hiç beklemediğiniz bir anda yine bir atakla karşılaştınız ve paniklediniz. İçinizde yükselen korku duygusunu belli bir düzeyde tutmak için dikkatinizi bedeninizden uzaklaştırmayı başarmalısınız.

Yoğun yaşanılan atak zamanları kişide unutulmaz hatta travmatik bir etki yarattığından “Yeniden yaşar mıyım?” endişesi sıklıkla gözlenir. Atak anında ortaya çıkan belirtiler kişide fizyolojik bir rahatsızlık yaşıyormuş, kalp krizi geçiriyormuş gibi bir his yaratsa da aslında atağın nedeni çoğu zaman psikolojik kökenlidir. Bu nedenle panik atak geçiren kişilerin çoğunun ilk başvuru adresi aciller oluyor. Doktora ulaştığında kendini artık daha güvende hisseden kişi; kalbinin çok hızlı çarptığını, nefes almakta güçlük çektiğini, kalbi yerinden çıkacakmış gibi bir hisse kapıldığını, delirecekmiş ve ölecekmiş gibi olduğunu, kendini bir türlü kontrol edemediğini ve her an bayılabileceğini ifade eder.
 
Kendisi ile ilgilenen doktor şikayetlerini göz önünde bulundurarak gerekli tüm tahlilleri yapıp fizyolojik bir neden tespit etmediğinde yaşanılan durumun bir panik atak olduğunu ifade etmesi ile kişi doktorunun kendisini bir türlü anlamadığı hissine kapılabilir. Hala aynı belirtileri ve duyguları yoğun bir şekilde yaşamaya devam edebilir. Doktor, paniğin devam ettiğini ve kişinin sakinleşmediğini gördüğünde sakinleştirici ilk müdahaleyi yapar ve yakın zamanda bir psikiyatri uzmanı veya bir psikologla görüşmesi önerisinde bulunur.
 
Panik atak; hayatınızın bir döneminde hiç beklemediğiniz bir anda, beklemediğiniz bir yerde ortaya çıkan yoğun kaygı, bunaltı ve korku duygularıyla kendini gösteren bir durumdur. Kişi gerçekten yukarıda ifade ettiğimiz belirtileri yoğun bir şekilde hisseder.
 
Eğer atak geçiren kişinin yakınıysanız onu anladığınızı gösterin ve yanında olduğunuzu hissettiren davranışlarda bulunun. Yaşadığı belirtileri abarttığını ifade etmemeye özen gösterin. Rahatlayabileceği ortamı yaratarak ona yardımcı olabilirsiniz. Sakin olun, aşırı bir tepkide ve ilgide bulunmamaya özen gösterin.
 
Atağı ortaya çıkaran birçok neden olabilir. Yoğun stresli geçirilen bir dönem, aşırı yorgunluk, uzun süreli uykusuzluk ve gerginlikler, içe atılan ve sürekli ertelenen olumsuz duygular, geçmişte bir dönem yaşanılan korkuların ve üzüntülerin sağlıklı bir şekilde atlatılamaması, çevresindeki her şeyin mükemmel olmasını isteme sonucu oluşan ama fark edilemeyen yorgunluk, aşırı hassas ve duygusal kişilik yapısı nedeni ile oluşan hassasiyetin kişiye zarar verecek duruma gelmesi, sağlıklı atlatılamayan bir yas süreci, yaşanılan bir travma süreci sonrası oluşan zorlayıcı duygular, hastalık süreçlerinde oluşan olumsuz duyguların yoğunluğu, çevre ile yaşanan uzun süreli çatışmalar, ani oluşan korkulara maruz kalma gibi nedenleri çoğaltabiliriz.
 
Bu gibi kişiyi yoran ve gücünü azaltan durumlar sonrasında beden de yorulmaya başladığının sinyallerini ataklarla vermeye başlar. Gelen ataklar kendiniz için, rahatlamanız ve dinlenmeniz için bir şeyler yapmanız gerektiğini size hatırlatır. Bedeninizden gelen, sizi zorlayan belirtileri bu şekilde yorumlayabilirsiniz. Yaşadığınız ilk atak sonrasında; “Aynı anı, aynı duyguları yeniden yaşar mıyım?” endişesini ne kadar hissetseniz de hastalığınızla ilgili bilgi almak ve bu sürecin üstesinden gelmek için neler yapmanız gerektiğini bir uzmandan öğrenmek öncelikli olmalıdır. Çünkü panik atağın nedenlerini, nasıl ortaya çıktığını ve onu nasıl kontrol edebileceğinizi öğrenirseniz ataklarınızı engelleyebilir veya yeniden gelse de kontrol edebilirsiniz. Başvuracağınız uzman kişi bir psikiyatri uzmanı veya bir psikolog olabilir. Atağın derecesine ve sıklığına göre uzmanınız gerekli tedavi desteği ile size yardımcı olacaktır.
 
Yaşadığınız ilk atak sonrası neler yapabileceğinizi birlikte inceleyelim.
 
Atağın yeniden gelmesinden duyduğunuz endişeyi normal bir duygu olarak tanımlayabiliriz. Fakat bu endişeniz, yine sizi ve bedeninizi yoran bir etki olarak atağın tekrar ortaya çıkması için tetikleyici bir etki ile bedeninize olumsuz sinyaller gönderebilir.Bu endişenizi kontrol etmek için, atak gelse de onu nasıl kontrol edebileceğinizi bildiğiniz konusunda kendinize güvenmelisiniz.
 
Diyelim ki hiç beklemediğiniz bir anda yine bir atakla karşılaştınız ve paniklediniz. İçinizde yükselen korku duygusunu belli bir düzeyde tutmak için dikkatinizi bedeninizden uzaklaştırmayı başarmalısınız. Olumsuz düşünceleriniz bedeninizdeki belirtileri arttırabilir veya daha abartılı algılamanıza sebep olabilir. O an aklınızdan hızla geçen bedeninizle ilgili olumsuz düşünceleri kontrol edebileceğinizi hatırlayın. Sakinleşme çalışmalarına başlayın. Bu çalışmalar ; o an için kendinizi daha iyi hissedebileceğiniz bir ortama yavaşça geçmek, derin nefes almak ve ağzınızdan yavaş yavaş vermek , sıcak veya çok soğuk olmayan bir sudan yudumlamak, temiz hava almak, o an bedeninizden gelen belirtilere değil çevrenizdeki herhangi bir şeye odaklanmak, atağı kontrol edebileceğiniz konusunda kendinize güvenmek, içinizde yükselen korkunun ve vücudunuzda artan belirtilerin aslında fizyolojik bir nedene bağlı olmadığını, bunun için gerekli tetkikleri yaptırdığınızı ve sonuçta bir şey olmadığını doktorunuzun söylediğini, içinizin rahat olması gerektiğini kendinize hatırlatmak.
 
Artan olumsuz düşünce ve vücut belirtilerinizin yerini “Sizin Kontrolünüzle” (otokontrol) azalan korku duygusu ve yavaşça sakinleşmeye bıraktığında panik atağınızı kontrol edebildiğinizi kendinize göstermiş olursunuz. İşte bu duygu, tedavide oldukça önemlidir. “Ataklarımı az da olsa kontrol edebiliyorum.” veya “Ataklarımı tamamen kontrol edebiliyorum , bu nedenle gelse de artık korkmuyorum.” Düşüncesi kişiyi rahatlatır. Kendine güveni arttırır ve atakların tekrarını azaltabilir.
 
İlk atak sonrasında beklemediğiniz bir anda bir atak daha yaşayabilirsiniz veya yaşam boyu bir atakla bir daha karşılaşmayabilirsiniz. Karşılaşsanız da artık ne yapmanız gerektiği ile ilgili bilgi sahibi olduğunuz için kendinize güvenebilirsiniz.

Atakların tekrarlanmaması için; sizi yoran nedenleri gözden geçirmeli ve sırayla ortadan kaldırmaya başlamalısınız. Kendinizi bir süre dinlenme dönemine almanız gerektiğini ataklarınız (bedeniniz) size hatırlattı biliyorsunuz. Bu dönemde sizi yoran kişilerden ve olaylardan uzaklaşmalı, kötü haberler okumamalı, aşırı yorgun olmamalı ve uykusuz kalmamalı, kafeinli içeceklerden uzak durmalısınız. Bu dönemde aşırı yorucu olmayan sporlar yapabilirsiniz. Aşırı yemekten uzak durun, aç kalmamaya özen gösterin. Kısa bir tatil size iyi gelebilir.

Atak geçiren kişilerin sakinleşmek için bazen alkol alımını arttırdığını gözlemleyebiliyoruz. Bu durum kişiyi rahatlatıyor gibi görünse de uzun süredeolumsuz etkileri ile karşılaşıldığı unutulmamalıdır.
 
Atağın yeniden gelme korkusunu yaşayan kişiler yanlarında sürekli su, ilaç, tansiyon aleti gibi kendisini o an güvende olduğunu hissettirecek nesneleri taşıma davranışı gösterebiliyor. Tedavinin başlangıcında bu tip destekçiler kullanılsa da zamanla bunlara karşı bağımlılığın azaltılması gerekir. Onlar olmadan da ataklarınızı kontrol edebileceğiniz konusunda kendinize güvenmelisiniz. Bazen bir şişe suyun bile kendisini rahatlatmayacağını düşünerek 2-3 hatta 4 şişe su ile sokağa çıkan kişilerle karşılaşıyoruz. Bu tip davranış biçimi de kişiyi zamanla yorabilir.
 
Panik atak geçiren kişilerde kaçma davranışı dediğimiz bir durumu da sıklıkla gözlemliyoruz. Atağını ortaya çıkarabileceğini düşündüğü veya ilk atak yaşadığı ortama benzer ortamlara bir daha girmeme, girmekten korkma duygusunu yoğun bir şekilde yaşayabiliyor. Kaçma davranışını göstermeye devam etmek (arabaya binmemek, alışveriş merkezine gitmemek, köprüden geçmemek, toplu taşıma araçlarını kullanmamak, kalabalık ortamlardan kaçmak, uçağa – asansöre binmemek gibi) tedavide olumlu algılanmaz. Kişi ataklarını kontrol etmeyi öğrenmeye başladığında ve kendisine bu konuda yavaş yavaş güvendiğinde, yeniden aşamalı olarak (önce bir 10 dakika, sonra yarım saat, sonra bir saat ve zamanla süreyi uzatarak) bu tip ortamlara girme konusunda kendisini yönlendirmelidir. Bu aşamada kendinizi aşırı yormamalı, kendinize güvenerek ilerlemelisiniz.
 
Bedeninizin gün içerisinde normal olarak gösterdiği tepkileri panik atak belirtileri ile karıştırmamalısınız. Örneğin; panik atak geçiren kişiler biraz evhamlı olduğu için merdivenden çıkarken normal olarak artan nabız atışını bir atağın başlangıcı olarak algılayabiliyor. Yanlış anlaşılmalar olmayan bir atağı bile başlatabilir. Bu nedenle bu gibi olumsuz düşüncelerinizden uzaklaşabilmeyi başarmalı, bazen aklınıza gelen saçma düşüncelerinize gülümseyebilmelisiniz. 
 
Atak sonrası ayrıntılı fizik muayene yapıldıktan sonra kaygıları azalmayan bazı kişiler doktor doktor, hastane hastane gezebiliyor. Bir veya en fazla iki uzman doktorla görüşüp gerekli incelemeler yapıldıktan sonra bir hastalığınızın olmadığı, yaşadıklarınızın psikolojik kökenli bir hastalık olan panik atağa veya depresyona bağlı olarak gelişen bir durum olduğu konusunda doktorunuza güvenmelisiniz. Sürekli başka başka doktorları gezmek, tahliller yaptırmak ve ayrıntıya girmek hem sizi yoracak hem de kaygılarınızı ve ataklarınızı daha da arttıracaktır.
 
Atak yaşadığınız anda çevrenizdeki kişiler tam olarak ne yaşadığınızı anlamayabilir. Bazen durumu abarttığınızı düşünebilir veya büyük bir korku ile size yaklaşabilir. Bu gibi durumlarda yapmanız gerekenler; abarttığınızı düşünen yakınlarınızı doktorunuzla görüştürmek ve sizi anlamalarını sağlamak, size bir şey olmasından korkan yakınınıza sakin olması gerektiğini ve önemli bir şey olmadığını, birazdan bu durumu kontrol edebileceğinizi ifade etmektir. Eğer o an çok zorlandıysanız sakince size nasıl yardım edebileceği konusunda onu yönlendirebilirsiniz. Öncelikli amacınız atağı kendi kendinize yenmek olmalıdır unutmayın ! 
 
Bazı durumlarda panik atağa eşlik eden başka psikiyatrik bozukluklar da görülebilir. Örneğin; panik atağa depresyon, sosyal fobi, kişilik bozuklukları, agorafobi gibi rahatsızlıklar da eşlik edebilir. Tedavi için başvuracağınız uzman size bu konuda yardımcı olacak ve gerekli tedaviyi başlayacaktır.
 
Panik bozukluk kadınlarda erkeklere oranla daha fazla görülmektedir. 20-30′lu yaşlarda daha sık rastlanabilmektedir. şehirde yaşayan kişilerde daha fazla görüldüğü tespit edilmiştir. Panik atağı ortaya çıkaran bazı tıbbi sebepler de olabilmektedir. ılk başvuruda bulunduğunuz kişi psikiyatri uzmanı, dahiliye uzmanı, acil hekimi veya psikolog da olsa yaşadığınız durumun tam olarak neyden kaynaklandığı ile ilgili bir fizyolojik muayene zaten istenecektir.
 
Tedavi sürecinde uzmanınızla kuracağınız güven dolu iletişim çok önemlidir. İlaçlarınızı düzenli kullanmalı ve randevularınızı düzenli takip etmelisiniz. Unutmayın! Panik atağınızın tekrar etmemesi için hastalıkla ilgili bilgilenme süreciniz ve atağınızı kontrol edebileceğiniz konusunda kendinize olan güveniniz çok önemli.
 
Sağlıklı Günler
Psikolog Eda Gökduman

Bu Yazılar da İlginizi Çekebilir
Yaz Mevsimine Özel: Selülitten Kurtulma Yolları
+
Yaz Mevsimine Özel: Selülitten Kurtulma Yolları

Güneşlenmek için sabırsızlanıyor ama bir yandan da -gerçek anlamda- poponuzun buna hiç de hazır olmadığını düşünüyorsanız, bu öneriler tam size göre!

Hafızanızı Güçlendirin
+
Hafızanızı Güçlendirin

Bir şeyi hatırlayamadığınızda yaşadığınız ‘Acaba yaşlanıyor muyum?’, ‘Yoksa alzheimer mi oldum?’ endişelerini artık bir kenara bırakın. Aslında unutkan değilsiniz. Sadece hafızanız zayıflamıştır.

Akşamdan Kalmaysanız Egzersize Başvurun

Önceki gece aldığımız alkol oranı yüzünden sabah ne kadar hevesli olsak da enerjik hissetmeyebiliriz. Bu durumda akşamdan kalmaya yardımcı çözümler arasında ilk akla gelen egzersizdir.