Bebeğinizin Kişilik Gelişimini Nasıl Etkileyebilirsiniz?

Bebekler büyürken ebeveynlerinin onlara verdikleri tepkiler aracılığı ile kendilerini tanıdıkları ve benliklerini oluşturdukları için ihtiyaçları karşılanmadığında kişilik gelişimleri de olumsuz etkilenir. Sevgisiz ve ilgisiz büyüyen çocuk kendisini kötü, sevilemez, yetersiz biri olarak görecektir ve ileride büyük bir olasılıkla birçok duygusal problem yasayacaktır. 

 

Bebekler sinirli ya da huzursuz olduklarında ebeveynlerinden anlayışlı tepkiler aldıklarında kendilerini güvende hissederler ve kendi duygularını regüle edebilme kapasitesi ve beceresi geliştirirler. Çok basit bir örnek olarak, huzursuz olan bir bebeğin ağlamaya başladığında annesinin onu kucağına alması ve onunla konuşarak sakinleşmesine yardımcı olmasıdır. Bu bebek çocukluk döneminde girdiğinde duygusal regülasyonu kendi kendine başarı ile yapabilecek ve özgüven dolu bir kişilik sahibi olma yolunda ilerleyecektir.

 

Sakinleştirilen bebek aynı zamanda söyle bir mesaj alır: “Ben bunu hak ediyorum, anne babam için çok değerliyim”. Buna karşı, anne babanın yetersiz tepkilerinden dolayı onlara bağlanamamış bir çocuk negatif etkileşim üçgeninde kendi hakkında olumsuz bir inanç sistemi oluşturacak ve gelişmekte olan kişiliği istenmeyen yaralar alacaktır. “Ben kötü davranılmayı hak ediyorum, anne babam beni sevmiyor, ben kötü bir çocuğum”. Bunun devamında çevresi ile olan ilişkisi ve özgüveni de zarar görecektir.

 

Özet olarak doğumu takiben ebeveyn ve bebek arasında başlayan etkileşimler ilerde oluşacak kişilik ve duygusal sağlık için en önemli temel yapılardır. Çocuklar ile kurulan ilişkilerde bunlar göz önünde olmalı ve çocukların kişiliklerinin oluştuğu küçük yaşlarda onların ihtiyaçlarına karşılık verilmesine dikkat edilmelidir. 

 

Peki bunun örnekleri nelerdir?
 

Acıkan bebeğinize gecikmeden mamasını vermek, ağlayan bebeğinizi kucağınıza alıp onu sakinleştirmeye çalışmak, henüz konuşamayan ama farklı sesler çıkaran bebeğinizin seslerini taklit edip benzer sesler çıkarmak, henüz konuşamayan çocuğunuz ağladığında olası duyguları sözlendirip, yüz ifadeleri ile onu anladığınızı belirtmek, ağlayan çocuğunuzun öfke gibi zorluk yaratan negatif duygularını tolere edip sinirli tepki vermeden sakinleşmesini beklemek, çocuğunuza gülümsemeniz ve sevgi dolu yaklaşmanız, çocuğunuzla az vakit geçirebiliyor olsanız bile bu vaktin kaliteli olmasına dikkat etmeniz, çocuğunuzun dünyasına girebilmek için onun seviyesinde oynamanız ve onunla konuşurken basit, anlaşılır cümleler kurmanız, çocuğunuzun beğendiğiniz ve gelişmesini istediğiniz özellik ve davranışlarını övmeniz… Bunlar ve birçok başka davranış aslında her anne-babanın farkında olmadan yaptığı şeylerdir. Dışarıdan çok basit görünseler bile bu davranışlar çocuklarla kurulan bağın temeli olup onların sağlıklı bir kişilik geliştirmesine araç olurlar.

 

Çocuklara karşı hassas ve anlayışlı olmak neden önemli:
 

·         Çocuklar kendilerini güvende hissederler.

·         Özgüvenleri oluşur.

·         Çocuklar duygularını regüle etmeyi öğrenirler.

·         Başkalarının ihtiyaçlarını ve duygularını anlamaya başlarlar.

·         Duygusal zekâları artar.

·         Çocuklar sosyal becerileri pratik etmeye ve geliştirmeye başlarlar.

·         Pozitif ilişkilerin temeli oluşur.

·         Ebeveynler çocuk için değerli bir duygusal antrenör olurlar.

 

Nelere dikkat etmeliyiz?
 

·         Elektronik dikkat dağıtıcılar: Televizyon, telefon, SMS, iPad, email, vesaire…

·         Yeterli baş başa vakit geçirmemek.

·         Aşırı stimülasyon: Çocuğun bir aktiviteden diğerine götürülmesi, sakin, huzurlu bir ortama ihtiyacı olduğunda stimüle edilmeye devam edilmesi.

·         Çocuğu sınıflandırmak: “Zor çocuk”, “Utangaç çocuk”.

·         Projeksiyon: Kendimizde beğenmediğimiz duyguları çocuğa yüklemek.

·         Anne-babanın farkında olmadığı kişisel anksiyete ve korkular.

·         Ebeveynlerin geçirmiş olduğu travmatik olaylar ve duygusal travma.

·         Hayatın getirdiği stres ve zorluklar.

·         Depresyon.

·         Çocuğun olağan negatif duygularını kabullenmekte zorluk çekmek.

 
 

Psikolog Doktor Seda Çiftçi Sevil