Aytül & Yonca PR&Events

Aytül & Yonca PR&Events

Türkiye'nin önde gelen lüks iletişim danışmanlığı ve event organizasyonu şirketi Aytül & Yonca PR&Events'in kurucuları Aytül ve Yonca ile hem sektör hem de işleri hakkında gerçekleştirdiğim keyifli sohbeti sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyuyorum.

Aytül Ayke Fıratoğlu ve Yonca Bagana çok iyi iki dost. Bu dostluğun bir meyvesi olarak Aytül & Yonca PR&Events’i kurmuşlar. Şirketlerinin çatısı altında bir tarafında lüks iletişim danışmanlığı yani bir markanın çalışanlarının eğitimi de dahil olmak üzere 360 derece ele alarak yaratılması ve devam etmesini sağlayacak tüm desteği veriyorlar, diğer tarafında ise bireysel danışmanlık ve event organizasyonu gerçekleştiriyorlar. Global bakış açısıyla dünyanın lideri konumundaki ülkelerde hizmet veren en iyi şirketlerle aynı vizyon ve profesyonellikte gerçekleştiriyorlar çalışmalarını. Onlarla bir araya gelip girişimcilikten, etkinliği lüks kılan unsurlardan hatta yaptıkları organizasyonlarda modanın etkisine kadar pek çok konuda sohbet ettik. Detayları röportajımızda okuyabilirsiniz…

Her ikiniz de farklı sektörlerden gelerek lüks iletişim, etkinlik ve davet organizasyonu noktasında buluştunuz. Neydi sizi böyle bir girişime yönlendiren?

Aytül: İkimizde moda ve lüks konusunda geçmişteki işlerimizden gelen çok ciddi ve önemli tecrübelere sahibiz. Hem PR alanında hem de etkinlik ve davet organizasyonu konusunda global bir bakış açısıyla işlerimize yaklaşıyoruz. Her iki alanda da bu konuda dünyanın lideri konumundaki ülkelerdeki en iyi şirketler ne şekilde hizmet sunuyorsa biz de aynı vizyon ve profesyonellikte iş yapış şekillerine sahibiz.

Ben Louis Vuitton Türkiye’nin 8 yıl boyunca iletişim müdürlüğünü sürdürmemin yanı sıra bir dönem Louis Vuitton Orta Doğu Bölgesi’nin de İletişim Müdürü olarak görev aldım. Ayrıca Louis Vuitton Hindistan’a iletişim yönetimi konusunda destek verdim. Louis Vuitton, bugün dünyanın en değerli lüks markası olmasının yanı sıra iletişim ve pazarlama konusunda da lüks dünyasının kuşkusuz lideri olarak kabul ediliyor. Louis Vuitton’un etkinlikleri de her zaman öncü ve zamanın ötesinde olmasıyla dikkat çeker. Ben Türkiye merkezli çalışıyor olmama rağmen hem Paris hem de İtalya’daki birçok global etkinlikte faal olarak görev aldım ve uluslararası iş yapış şekillerine hakim oldum. Tüm bu tecrübeler ve dünyadaki etkinlik yönetiminin en tepe noktasındaki işlere dahil olma şansı kesinlikle bambaşka bir bakış açısı getiriyor. Ve bu perspektiften baktığınız zaman yaptığınız iş global ölçülerde kabul edilebilir seviyede oluyor.

Yonca: Ben eğitimimi İtalya’daki Instutito di Marangoni’de moda üzerine tamamladım. Sonrasında Türkiye’de moda ve tekstil alanında çalışmalarım oldu. Ardından da 1994 yılında, Türkiye’de butik pastacılık konusunda bir ilke imza atan Dolce Pastanesi’ni kurdum. O dönemki ortağımın çiçekçisiyle Dolce’yi bir araya getirip çok önemli düğün ve davetlere imza attık. Dolce’nin artık tek başına ilerleyebileceğini düşündüğüm noktada ortaklıktan ayrıldım ve bir süre dinlenmeyi, dünyayı gezip beni besleyen kültürlerden ilham almayı tercih ettim. Bu esnada renk analizi konusunda danışmanlık yaptım. Sonrasında da Aytül’le birlikte, ikimiz de insanların yaşamlarına güzellikler katmayı ve bunu profesyonel bir şekilde sunmayı istediğimiz için Aytül & Yonca’yı kurmaya karar verdik. Ve müthiş bir heyecanla işe atıldık. 



Aytül&Yonca tam olarak ne gibi hizmetler veriyor?

Aytül: Aytül & Yonca 2 farklı alanda hizmet sunan bir şirket. Birinci faaliyet alanımızda lüks ve moda markaları için iletişim danışmanlığı hizmeti veriyoruz. Biraz evvel de bahsettiğimiz PR konusunda global bir bakış açısına sahibiz ve iletişim alanında dünya standartlarında bir iş modeli uyguluyoruz. Hem Türkiye’de iletişim yapmak isteyen markalarla hem de özellikle Orta Doğu ülkelerinde tanıtımını yapmak isteyen şirketler için danışmanlık hizmeti en önemli faaliyet noktamız. İlk müşterimizin dünyanın lüks lideri Louis Vuitton olması da bizim için büyük bir gurur kaynağı.

Yonca: Diğer faaliyet alanımız ise davet ve düğün organizasyonları üzerine odaklı. Bu departmanımızda gerçekten sıra dışı ve katılanların hatıralarında kalacak davetler tasarlıyoruz. Hem düğünlerimiz hem de davetlerimiz için işin kapsamına göre yurtdışından birlikte çalıştığımız bir ekibimiz var. Uzun yıllar dünyanın en önemli lüks markalarının davetlerinin kreatif yönetmenliğini yapmış olan bir Fransız kreatif direktörümüz var. Ayrıca dünyanın en önemli çiçek tasarımcısı olan ve günümüzün çiçek tasarım anlayışını değiştirip ikonik bir hale getiren George V’in kreatif direktörü Jeff Leatham’ın Türkiye temsilcisiyiz. Özellikle düğünlerimizde Jeff ile çalışmaktan büyük bir mutluluk duyuyoruz. Jeff Leatham’ın elinin dokunduğu her düğün bambaşka bir boyuta geçiyor ve bir efsane haline geliyor.

Türkiye’de lüks bir etkinlik denildiğinde akla ilk olarak düğünler geliyor. Ama işin arkasında birçok özel davet düzenleniyor. Sizin şimdiye kadar yaptığınız en özel işi sorsak?

Aytül: Bizim için yaptığımız tüm davetler kesinlikle çok özel. Tek bir masa hazırlamaktan yüzlerce kişinin katıldığı muazzam bir düğüne kadar tüm işlerimiz bizi çok heyecanlandırıyor. Ancak 30 Aralık gecesi 100 kişilik çok özel bir davetli grubu için tasarladığımız gazino konseptli ev partisinin yeri bizim için hep çok ayrı olacak. Çünkü bireysel tecrübelerimiz ve bugüne kadar ayrı ayrı yaptığımız büyük işlerden sonra Aytül & Yonca olarak beraber tasarlayıp hayata geçirdiğimiz ilk işti. Bu daveti hem tasarlarken hem de davet esnasında o kadar çok eğlendik ki kendi içimizdeki uyum ve ahenk de sonrasında yaptığımız tüm işlere yansımaya devam ediyor.

Ünlü çiçek tasarımcısı Jeff Leatham’ın da Türkiye temsilcisi oldunuz. Bu birliktelik nasıl gerçekleşti?

Aytül: Jeff Leatham arkadaşımızdı. Geçtiğimiz yıl yabancı bir çift arkadaşım, daha evvel Dubai’de gerçekleştirdiğim eventlerden stilimi bildikleri için İstanbul’daki düğünlerinde konsept tasarımını yapıp yapamayacağımı sorduklarında çok heyecanlandım. Ve bu düğün için hemen Jeff’i arayıp İstanbul’a davet ettim. Çok sevdiğim bu ailenin düğününün çok özel olmasını arzu ettim ve herşeyin mükemmel olabilmesi için en iyilerle çalışmayı tercih ettim. Jeff’in İstanbul’a gelebilme fikrinden arkadaşımın annesine bahsettiğimde çiçeklere aşık birisi olarak çok mutlu oldu ve 1 gün içinde Jeff’in tüm seyahat programını hazırladım. Ertesi gün Los Angeles’tan geleceği uçak  bileti alınmıştı. Geçtiğimiz Ekim ayında İstanbul’da gerçekleştirilen kına gecesi ve düğün için Jeff, 4 gün boyunca hiç uyumadan ama muazzam bir enerjiyle çalıştı. O’nun sihiri arkadaşlarıma ilk sunduğum prezanstasyonda yansıttığım cennet bahçesi hayalimi bire bir yansıttı. Jeff ile bu düğün öncesinde de birlikte çalışabilme fırsatım olmuştu ve müthiş keyif almıştım. Bu düğüne katılan ve her biri daha evvel çok çok özel davetlerde bulunmuş yabancı konukların tamamından cennet kelimesini ve ilk kez böyle bir atmosfer gördüklerini duyduğumda Jeff Leatham’ın yaratıcılığına ve çalışkanlığına bir kez daha şapka çıkarttım.

Yonca: Ben de Aytül’ün bahsettiği kına gecesi ve düğünde konuktum. O kadar muazzam ve Türkiye’nin bugüne kadar gördüğü düğün ve davetlerin üzerinde iki gece oldu ki, Jeff ile bu iş birliğini devam ettirmememiz imkansızdı. Bu davetlerin ardından hemen sözleşmemizi imzaladık. Jeff Leatham ile Türkiye’de bir düğün ya da davet yapıp, yaşam boyu hatıralarda kalacak bir anıya imza atmak isteyenler için çok özel projeler sunabilmenin heyecanını yaşıyoruz.

Sizin için bir etkinliği lüks kılan unsurlar neler?

Yonca: Lüks görünür olmaktan çok detaylarda saklıdır. Bizim için lüksün altının çizilmemiş olması büyük önem taşıyor. Gerçek lüksü incelik ve zarafette bulabilirsiniz. Bizim tasarladığımız tüm davetler en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş oluyor. Konukları her zaman gerçek sürprizler bekliyor. Bu mükemmeliyetçilik ve sıra dışı incelikteki detaylar bizim davetlerimizi lüks ve diğer tüm davetlerden ayrı bir noktaya getiriyor.

Moda altyapınızın bugün yaptığınız işe bir etkisi oldu mu?

Aytül: Kesinlikle. Moda işimizin bütün alt yapısını oluşturuyor. Ben Louis Vuitton’dan önce de Beymen, Harvey Nichols, Nike, Mavi Jeans, Benetton, Sisley gibi markalar için iletişim danışmanlığı yapmıştım. İlk iş hayatıma da Harpers Bazaar’ın Gülse Birsel yayın yönetmenliğinde efsane olduğu dönemde başladım. O nedenle moda iş hayatımın da, doğal olarak hayatımın da hep odak noktasında. Şu an yaptığımız işte zaten PR alanında moda markalarıyla çalışıyoruz.

Yonca: Aytül’e kesinlikle katılıyorum. Benim de iş hayatımın temeli moda üzerine kurulu olduğu için şu an yaptığımız işlerin neredeyse tamamında çıkış noktamız moda referansları oluyor. Tasarladığımız tüm eventler ya da düğünlerde mutlaka modanın etkisini görebilirsiniz.


Nelerden besleniyorsunuz? Trendler sizi ne kadar etkiliyor?

Aytül: Kesinlikle moda ve sanat. Hem işimiz hem de yolculuk etmeyi çok sevdiğimiz için yoğun bir seyahat programımız var. Bu seyahatlerimizde mutlaka moda ve sanat alanındaki aktiviteler baş rolde oluyor. Farklı ülkelerin sanatından, modasından ve kültüründen etkileniyoruz. Dünyayı çok yakından takip ediyoruz. İlham noktalarımızı sonrasında kendi yaratıcı anlayışımızla yorunluyoruz ve ortaya bize has sonuçlar çıkıyor.

Hayalini kurduğunuz bir organizasyon var mı?


Yonca: Hayalini kurduğumuz birçok organizasyon var ama en çok da global işlere imza atma fikri bizi heyecanlandırıyor. Yaptığımız her organizasyon bizim için yeni bir rüya kapısının aralanması ve yeni bir hikaye yazılması.

Görsel anlamda kusursuz bir organizasyon için olmazsa olmazlarınız neler?

Aytül: Davetin her saniyesinin kusursuz olarak planlanması gerekiyor. Sonsuz sayıda detay var ve bu detayların büyük incelikle hesaplanması gerekiyor. Davetteki görsel bütünlüğün yanı sıra organizasyonda yer alacak tüm ekibin de A’dan Z’ye o hikayenin bir parçası olabilmeleri büyük önem taşıyor. Biz tasarladığımız davetlerde görev alacak garsonların kullanacakları mimiklere kadar eğitim veriyoruz.

Tarzınızı nasıl tanımlarsınız? (decorative anlamda, hani organizasyon ve süslemeyle ilişkili)..

Yonca: Çok farklı stillerde tasarımlar yapabiliyoruz. Burada en önemli etken müşterimizin hayalini gerçeğe dönüştürebilmek ve davetlileri bu hayalin bir parçası haline getirebilmek. Ancak yaptığımız tüm işlerin konsept ne olursa olsun rafine ve çarpıcı olması bizim için büyük önem taşıyor.

Sevgiler,
Duygu Özdemir

Bu Yazılar da İlginizi Çekebilir
MarkaHikayecisi'nin Hikayesi
+
MarkaHikayecisi'nin Hikayesi

Bir ürünün lüks statüsüne erişirken izlediği yolda güncel hikayelerini merak edenler için Begüm Egeli Bursalıgil almış olduğu eğitimi de arkasına alarak MarkaHikayecisi.com’da hepsini takipçileri ile paylaşıyor.

IST. Festival
+
IST. Festival

IST. Festival, dünyanın en yetenekli ve yaratıcı zihinlerini İstanbul'a getirerek kültürel ve sanatsal ilişkilerin gelişmesine öncülük eden etkileyici ve eşsiz bir deneyim yaşattı bizlere.

Anne, İş Kadını, Eş... Hepsi Benim!
+
Anne, İş Kadını, Eş... Hepsi Benim!

Artık '80'lerde yaşamıyoruz. Kırmızı ruj sürüp, evi derleyip toplayıp, çocuğunu temiz pak giydirdiğinde 4 çekerli kadın olduğun günler geride kaldı.